Uzmanından Okullarda Şiddet Uyarısı: "Tek Bir Davranış Değil, Davranış Örüntüsü Kritik" - Eskişehir Ajans 26 Haber

Eskişehir Sağlık

Uzmanından Okullarda Şiddet Uyarısı: "Tek Bir Davranış Değil, Davranış Örüntüsü Kritik"

Uzmanından Okullarda Şiddet Uyarısı: "Tek Bir Davranış Değil, Davranış Örüntüsü Kritik"
Yayınlama: 23 Eylül 2026 Çarşamba - 423
A+
A-

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, okullarda tırmanan şiddet olaylarında erken uyarı işaretlerinin tek bir davranışla değil, zamanla ortaya çıkan bir değişim örüntüsüyle anlaşılabileceğini belirtti. Şiddetin birikimli bir psikolojik süreç olduğuna dikkat çeken Erol; ailelerin, okul yönetimlerinin ve medyanın üstlenmesi gereken kritik sorumlulukları sıraladı.

OKULDA ŞİDDETİ ÖNLEMEDE ERKEN UYARILARI FARK ETMEK KRİTİK!

Okul temelli şiddet olayları ve gençlerin yaşadığı duygusal güçlükler üzerine değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, şiddet riskinin tek bir nedene bağlı olmadığını, bireysel kırılganlıklar ile çevre koşullarının birleştiği noktada yükseldiğini ifade etti.

Özellikle gençlerde görülen duygusal ve davranışsal değişimlerin aileler ve eğitimciler tarafından bir bütün olarak gözlemlenmesi gerektiğinin altını çizen Erol, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.

Tek Bir Davranış Değil, Değişimlerin Bütünü Değerlendirilmeli

Erken uyarı işaretlerinin tek bir tepki üzerinden okunamayacağını belirten Klinik Psikolog İpek Erol, risk sinyallerini şu sözlerle detaylandırdı:

  • Sinyaller Örüntü Oluşturur: Akademik başarıda ani düşüş, okula yabancılaşma, yoğun öfke patlamaları, tehditkâr ve intikam içerikli ifadeler, silahlara aşırı ilgi ve şiddeti romantize eden paylaşımlar dikkate alınmalıdır.

  • Sosyal İzolasyon ve Aşağılanma: Belirgin sosyal çekilme, ağır bir aşağılanma veya reddedilme sonrası yaşanan hızlı davranış değişiklikleri risk barındırır.

  • Kritik Cümleler İhmal Edilmemeli: Erol, özellikle "Beni görecekler", "Hesabını soracağım", "Artık dayanmayacağım" gibi ifadelerin kesinlikle küçümsenmemesi ve derhal ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.

"Öğrenciyi Yalnızca Disiplin Meselesi Olarak Görmek Hata"

Okulların ve rehberlik servislerinin kriz anından önce devreye girmesi gerektiğini ifade eden Erol, eğitim kurumlarındaki sistemsel eksikliklere dikkat çekti:

"Okul tarafında öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek, rehberlik servislerini kriz yönetimi yerine evrak işine sıkıştırmak, öğretmenlerin risk sinyallerini tanıma konusunda yeterince desteklenmemesi ve kurumlar arası yönlendirme zincirinin zayıf olması büyük açık yaratır. Öğretmen, aile, okul yönetimi, çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanı ve sosyal hizmet birimleri birlikte çalışmalıdır."

Ailede Sadece Kurallar Değil, Duygular da Konuşulmalı

Aile içi iletişimin gençlerin psikolojik dayanıklılığındaki rolüne değinen İpek Erol, çocuğun yalnızca akademik başarısı üzerinden değerlendirildiği veya sınırların aşırı sert/gevşek olduğu ev ortamlarının kırılganlığı artırdığını kaydetti. Ailelerin çocuklarıyla utanç, öfke, reddedilme ve hayal kırıklığı gibi duyguları açıkça konuşabilmesi gerektiğini belirtti.

Ergenlik dönemindeki kimlik karmaşası, kabul görme ihtiyacı ve dürtü kontrolündeki zayıflığın saldırganlık riskini artırabileceğini belirten Erol, "Her öfkeli veya içe kapanık genç şiddete yönelmez. Şiddet; dışlanmışlık, küçük düşürülme, yalnızlık ve intikam fantezileri gibi unsurların birikimiyle ortaya çıkar" dedi.

Dijital Oyunlar Tek Başına Neden Değil

Şiddet olaylarının basite indirgenerek sadece dijital oyunlara bağlanmasının yanlış olduğunu savunan Erol, oyunların duyarsızlaşmaya katkı sunabileceğini ancak ağır ve hedefli saldırıları tek başına açıklayamayacağını söyledi. Asıl belirleyici etkenlerin ruhsal durum, aile ortamı, maruz kalınan şiddet, sosyal dışlanma ve en kritik unsur olarak silaha erişim olduğunu vurguladı.

Medyaya "Taklit / Bulaşma Etkisi" Uyarısı

Şiddetin önlenmesinde medyanın diline de büyük görev düştüğünü hatırlatan Klinik Psikolog İpek Erol, açıklamalarını şu uyarıyla tamamladı:

"Failin adını, görüntüsünü ve hikâyesini öne çıkaran yayınlar kırılgan gençler açısından model oluşturabilir. Literatürde 'taklit/bulaşma etkisi' olarak bilinen bu durumu önlemek için odağı failden mağdurlara ve çözüm yollarına kaydırmak gerekir. Dramatik detaylar yerine erken uyarı işaretleri ve psikolojik destek kanalları işlenmelidir."



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye